Geçmiş Yaşantıların Streste Rolü

gecmis-yasantiların-streste-rolu

Çocukluk dönemi yaşantılarındaki ilişkiler gelecekteki pek çok ilişkinin ana kalıpları oluşturmaktadır. Bağımlılık ve gelişim sürecinin içerisindeki stresler iki temel açıdan incelenmektedirler. Bunlar;

  1. İç Stresler 

Yaşamın ilk yıllarında çocuklarda oluşan uyuma güçlükleri, beslenme bozuklukları ve arkaik olarak adlandırılan korkulardır. Dış streslere kıyaslandığında iç streslerden kaçınmak oldukça zor hatta mümkün değildir. Çünkü çocuğun gelişim ve olgunlaşmasından kaçınmak söz konusu olamaz.  İç stresler yetişkin patolojilerinin oluşumundan tamamen farklı olup, geçici özellik taşımaktadırlar.

  • Uyuma GüçlükleriGenelde bebeklerin bedensel olarak herhangi bir ihtiyacı yoksaö acı veya huzursuzluk hissetmiyorsa rahatlıkla uyurlarAncak belirli bazen çocuklar uykuya karşı savaş açar ve yorgunluklarına ragemen yatağa girmeyi protesto ederlerUyku – uyanıklık ritmimiz hayatın başında gece ve gündüz ile denk degildir. Bu nedenle biyolojik  ritm ile sosyal ritm arasında uyumun kurulamaması çocuk üzerinde streside beraberinde getirecektir Yaşanılan zorlanmaların iyi tanınması çok önemlidir. Bu güçlüklere karşı koyabilmek ve konuyu ‘’ problem” durumuna getirmeden çözmek böylece mümkün olabilmektedir.
  • Beslenme ZorluklarıBir patolojinin bulunmaması halinde otonom veya yarı otonom faaliyetler doğum sonrası kendini hissettirmeden sürdüğü halde, dışa bağımlı olan iç dengelerin sağlanması problem olabilir ve iç stresleri oluşturabilir. Rahim içi beslenmenin ardından çocukların bağımsız yemeğe geçene kadar çok farklı beslenme bozuklukları söz konusu olabilmektedir. Örneğin, annenin meme vermesi gibi. Çeşitli psikolojik ve fizyolojik gelişim basamaklarının tamamlanması yetişkin beslenmesine geçiş için yeni bir adım oluşturmaktadır. Temel ihtiyaçlar için ilk üç yaşta beslenmenin ebeveyn kontrolünde yapılması önerilmektedir. Aksi durumda araştırmalar çocukluk döneminde oluşan yemek yeme problemlerinin yetişkinlik dönemindeki iştah ve mide ile ilgili nevrotik sıkıntılara bir zemin hazırladığını öne sürmüştür.
  • Arkaik KorkularTemelinde hiç bir korkutucu olay bulunmayan kaygılardırBebeklik döneminin ardından çocukluk döneminde görülen bu korkular genellikleş karanlıkö yalnızlıkö yabancılarö yeni ve alışılmamış durumlardır. Bu korkuların yoğunlukları bakım verenler için sıkıntıya düşürebilmektedir.
  1. Dış Stresler 

Bebek ve çocuklarda temel bakım ve ihtiyaçlar dışarıdan karşılanmaktadır. Bunun bebek için gerekli ve istenilen düzeyde olmaması, çok sayıda ve çok farklı bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu bozukluklar çocuğun doğal eğilimleri, kültürel ve sosyal alışkanlıklarla veya ebeveynin hoşgörü ve beceresi ile dengelenemeyince kendini gösterir. Örneğin, çocuğun ihtiyaçlarının gereksiz ve elverişsiz şekilde karşılanması, anne ve babasının yatağında uyuması, yemeğini eğlendirilmeyi bekleyerek ve püre haline getirilmeden yemeyi kabul etmemesi gibi davranışlar patolojik gelişmelere yol açmaktadır. 

Özetle, çocuğun bazı ihtiyaçlarının karşılanamaması, bir engelleme duygusunun ve üzüntüsünün yaşanması anlamına gelmektedir. Bütün bu engelleme ve üzüntüler zihnimizde bir iz bırakır. Erken yaşantıda oluşan bu izler bireylerin gelecekteki dünyaya bakış açısı etkiler. Erken yaşantılara bağlı stresler, sosyal gelişimin sağlandığı dönemlerde ortaya çıkmakta ve uyumsuzluklar varsa sorunlarda çoğalır.

Kaynaklar 

Baltaş, A., &ampBaltaş, Z. (2006). Stres ve Başaçıkma Yolları, İstanbul: Remzi Kitabevi