Kültüre Özgü Korkular

kültüre-özgü-korkular

Farklı toplumlarda görülen korkular ve fobiler kültürel özelliklere göre değişebilmektedir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir: 

Hwa-byung: Kore’de öfkenin baskılanmasına bağlanan, öfke sendromu olarak da tanımlanan bir halk hastalığıdır. Belirtileri arasında ölüm korkusu, huzursuzluk, panik, mutsuzluk, iştahsızlık, çarpıntı bulunur. 

Koro: Asya erkeklerine özgü olan, genital organların bedenin içine gireceği ve ölümle sonuçlanacağına dair bir korkudur. Aslında bir kaygı bozukluğu sınıflandırmasına girmesine rağmen, somatik bozukluğu da çağrıştırmaktadır. 

Taijin Kyofusho: Japonya’da belirgin olan bir korkudur. Sosyal fobinin neredeyse tam tersini içerir, diğerleri tarafından utandırılmanın tersine burada belirgin olan hareketleri, yüz ifadesi veya görünümüyle diğer insanları utandırma korkusudur. Bu kaygının, yetiştirilme sürecinde aile ve toplumun, davranışların yol açabileceği negatif sonuçlara vermiş olduğu aşırı önemden beslendiği düşünülmektedir. Bu çocuklar uslu ve itaatkar olmaya özendirilir. Başka insanların önünde uygun davranmaya büyük bir ahlaki ve toplumsal önem atfedilir. 

Ataque de Nervios: Latin Amerikalılarda görülen, özellikle kadınlarda ortaya çıkan panik atak ve fobilerin birlikte görüldüğü bir rahatsızlıktır. Kişilerde kontrol edilemez bir bağırma ya da ağlama dürtüsü, hareket edememe, hafıza kaybı olabilir. 

Shin-byung: Kore halkında tanımlanmış, eski ruhların bedenin içerisine girdiği için oluştuğuna inanılan korku, kaygı ve bedensel yakınmalardır. 

Hayalet Hastalığı: Amerikalı Kızılderililerde gözlenen ölüm ve ölen ile aşırı uğraştır. Korku, kötü düşler, iştahsızlık, nefes darlığı, çarpıntı, yaygın acı ve ağrıları içerir. 

Latah Hastalığı: Malezya ya da Endonezya kökenli ani korkuya aşırı duyarlılıkla birlikte küfretme, söylenenleri yenileme, trans benzeri hareketler ile karakterizedir. 

Rootwork Hastalığı: Amerika’daki Latin topluluklarında görülür. Büyüye, sihire ya da başka bir insanın kötü etkisine yüklenen kültürel bir yorumdur. Zehirlenme korkusu, öldürülme korkusu ve mide bağırsak yakınmalarını içerir. 

Peki ya Türk Kültürüne Özgü Korkular Neler Olabilir?

Alkarısı: Türk, Anadolu ve Altay halk inancında lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır. Efsanenin temeli Şamanizm’e kadar uzanır. İnanışa göre lohusaların ve yeni doğmuş çocukların ciğerleriyle beslenir. Alkarısından korunmak için çeşitli çarelerin olduğuna inanılır. Lohusa kadını yalnız bırakmamak, ışıkları sürekli yakmak, başucuna Kuran koymak, yüzünü kırmızı örtüyle örtmek bunlardan bazılarıdır.

Çarşamba Karısı: Anadolu halkında, çarşamba gecesi işe başlanırsa kızan ve o eve kötülük yapan kötücül çirkin bir kadın olarak tanımlanan Çarşamba Karısı, gelip evin çocuğunu herkesin gözü önünde alıp götürür. Yine Anadolu inançlarında haftanın belirli bir günü, yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştıran, insanlara kötülük yapan dişi varlık olarak tanımlanır.

Gulyabani: Gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Anadolu kültüründe insanları yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları terstir. Gündüzleri mezara girer. Geceleri ise hortlayıp çıkar. Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık, dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çıkar.

Karabasan: Türk ve Anadolu halk inancında kabus ve karabasan cinidir. Geceleri gelip, rüyalarda insanları korkutan ve ruhlarını alan kötücül yaratıktır. İnsanlara korkuyu ve kabusları o gönderir. Biçimsiz bir varlıktır. İnsanları uykuda yakalayarak götürür. Üzerine çöktüğü insan nefes alamaz.

Ecinni: Arapça “cin” kelimesinin çoğuludur. Türkçe Öcü ile özdeşleşmiştir. Müslüman Türk halklarında, Azerbaycan, Anadolu, Özbek, Karakalpak, Kırgız ve Kazak inançlarında yer alan kötü ruhtur. Kalabalık yerlerde yaşadığına inanılır ve kısa boylu olarak tasvir edilir. Ayrıca göze görünmeden büyüyüp, biçimsiz bir varlığa dönüşebilen kadın görünüşünde de olabilir. Kocaman başları, tüyle kaplı bedenleri ve tersine duran ayakları vardır. Kış günlerinde ısınmak için evlere gelirler, yemek yerler. Ancak ne kadar yerse yesin o yemek azalmaz. İnsanı, hava kararmaya başladığında veya sudan geçerken ya da su içmek için eğildiğinde yahut da ağaç altında otururken çarparlar. Çarptığı insanın vücudu morarır ve bir süre sonra da ölür.

Hırtık: Üst kısmının insan, alt kısmının hayvan şeklinde olduğuna inanılan, bedeni tüylerle kaplı, ayakları ters kötücül cin, yaratık. Akarsularda (Elazığ yöresinde özellikle Fırat Nehri’nde) yaşadığı kabul edilir. Bu yörelerde adına Çay hırtığı da denilmektedir. Hırtık insan kılığına girip, kılığına girdiği kişinin yakın arkadaşlarına veya akrabalarına gidip, onlarla konuşarak orman ya da akarsu kıyısına götürüp boğmakta, öldürmektedir. Özellikle karanlıkta ortaya çıkan hırtıktan korunmanın tek yolu ateş yakmaktır.

 

Kaynaklar

Şenol, S., (2006). Korkular: Gelişimsel Anlamı ve Tedavisi, Morpa Yayınları, İstanbul.  https://tr.wikipedia.org/wiki/Çarşamba_karısı  https://tr.wikipedia.org/wiki/Alkar%C4%B1s%C4%B1 https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1rt%C4%B1k  https://tr.wikipedia.org/wiki/Gulyabani  https://tr.wikipedia.org/wiki/Hortlak  https://tr.wikipedia.org/wiki/Karabasan