Yeme Bozukluklarında Bulunan 4 Temel Özellik

Dışarıdan baktığımızda, yeme bozukluğunu anlamak oldukça zor olabilmektedir. Ancak yeme bozukluğu yaşayan kişilerin zihniyetini anlamak ve empati kurmak  tedaviye önemli derecede fayda sağladığı görülmüştür. Bu nedenle aşağıda  yeme bozukluğu tanısı almış kişileri harekete geçiren 4 faktör açıklanmıştır;

Kontrol İhtiyacı

Batı kültürlerinde yapılan çalışmalarda anoreksiyali bireylerin yaklaşık 5’de 1 vücut ağırlığına veya şekline önem vermediğini belirtmiştir. Bu durum bazı araştırmacıların anoreksinin temel bileşeninin ağırlık değil, kontrol olduğunu düşünmelerini sağlamıştır.

Bundan yola çıkarak yeme davranıslarındaki bozukluk kişi için yaşamı çalkantılı ve kaotik hissettiğinde hayatını kontrol altına almanın bir yolu olarak görülmüştür. Örneğin, anoreksiya tanısı almış birey anne-babasının boşandığı ya da uzun zamandır devam eden ilişkisinin dağıldığı durumlarda muhtemelen yemek yeme davranışını kontrol etmek ister. Ayrıca bu durum yalnızlık veya yetersizlik gibi olumsuz duygulardan oluşan heyecan verici bir olay yada durum ile başa çıkma çabasıda olabilir.

Olumsuz Duyguların Önlenmesi

İtalya’daki Torino Üniversitesi’nden yapılan bir çalışmada, anoreksiya ve bulimiya da görülen kişilik özellikleri incelenmiştir. Özelliklerin birçoğu farklı olmasıyla birlikte sadece bir özellik iki bozukluk ile ilgili ilişkili bulunmuştur. Bu durum  zarardan kaçınma adı verilen ve olası tehlike, başarısızlık veya adından da anlaşılacağı gibi zarar hakkında aşırı endişe etme eğilimi gösteren bir özelliktir.

Bazı araştırmacılar yeme bozukluklarının aslında bir Obsesif Kompulsiz Bozukluk şekli olduğunu düşünmektedir. Suçluluk, utanç, yetersizlik veya başarısızlık hakkındaki saplantılı düşünceler, yiyecek seçimi, yemek yeme, kısıtlama veya tasfiye etme konusundaki zorlamalarla etkisizleştirilir. Amerikan Psikiyatri Dergisi’ndeki bir çalışma, anoreksiya veya bulimiya olan kişilerin %41’ine  OKB tanısı konulabileceğini belirtmiştir.

Mükemmeliyetçi Çalışma

Burada mükemmeliyetçilik olarak tanımlanan durum aslında mükemmel olmakla ilgili değildirçünkü yeme bozukluklarında bireyler hiç bir zaman yeterince iyi olamadığı  duygusu içindedir. Bu nedenle genellikle diyet yapmak, kısıtlamak, tasfiye etmek, egzersiz yapmak veya kilo vermek onların üstünlük sağladığı bir alan olabilmektedir.

Bununla birlikte yeme bozukluğu olan kişiler arasında ortak bir kaçınma davranışı mevcuttur. Kişiler yeterince iyi hissetmediği, yetenekli, yetkin veya layık olmadığı durumlarda sevilemez biriyim inancına sahiptirler. Birçoğu bu algıladığı kusurları ancak belirli hedeflere ulaşılması durumunda çözebileceklerine inanmaktadır. Bu durum şartlı hedef belirleme olarak tanımlanmaktadır. Kişi kontrol ettiği kilo, kalori alımı ya da “kendilerini şişman hissetmedikleri” hissine yaşadığı durumlara bağlı olarak mutluluğu (ya da sadece yeterliliği) yaşarlar.

Kısa Süreli Yerine Getirilmesi

Psikoloji Tıp dergisi yeme bozukluğu olan binlerce kişiyi dahil ettiği çalışmasında bu kişilerin % 27’sinin  kendine zarar verme öyküsü olduğunu bulmuştur. Bu durum bizlere  hem yeme bozukluğu davranışlarının hem de kendine zarar vermenin bir duygu düzenleme biçimi olarak hareket ettiğini göstermiştir.

Kısa vadede, bu tanıya sahip kişiler yeme bozukluğu davranışları duyguları düzenleme stratejileri olarak kullanılır. Örneğin,  kusmatıkınırcasına yeme nöbetleri veya açlık kişiler için her biri ayrı olan  başa çıkma biçimleridir. Bu stratejiler kişide varolan temel değersizlik, çaresizlik veya kusurluluk korkuları için bir kontrol, başarı, tazminat veya dikkat dağıtma duygusu oluştururlar.