Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Psikolojik travma beklenmedik bir anda kişinin yaşam veya beden bütünlüğüne yönelik bir tehdit, şiddet ya da ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelme, tanık olma durumudur. Ancak herkes aynı olay karşısında travmatize olmaz, olayın kişi için öznel bir anlamı var ise patoloji gelişmektedir.

Travma sonrası stres bozukluğu tanısı için bir yaşantı şart olmakla birlikte yeterli değildir. Çünkü travmatik yaşantı sonrası çoğunluk ruhsal sorun geliştirmeden atlatabilmektedir. Yaşam boyu görülme sıklığı %1 – % 14 arasındadır. Deneyimin şiddeti, travma öncesi, sırası ve sonrası etkenler, bireyin olay karşısındaki öznel duyarlılığı ve var olan başa çıkma becerileri bu oranları etkilemektedir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre en yüksek TSSB oranı cinsel saldırıya uğrayan bireylerde görülmüştür. Bunun sebebi ise adli makamlara en az yansıyan gizli bir suç olmasının yanı sıra, fiziksel, sosyal ve psikolojik etkileri nedeni ile en ağır travmatik yaşantılardan biri olmasıdır.

TSSB Belirtileri

  1. Tekrar Tekrar Yaşama

İstem dışı yinelenen düşünceler, duygular, bedensel belirtiler olarak tanımlanmaktadır. Kişi aynı olayı sanki yeniden yaşıyormuş gibi hisseder ve davranır.

  1. Kaçınma 

Travmayı çağrıştıran, duygular, düşünceler ve ortamlardan bilinçli olarak uzak durma. Çevreye yabancılaşma ve içe kapanma hali. Çevrede olanlara karşı görece yanıtsızlık durumu, duygusal tepkilerde azalma ya da kısıtlama.

  1. Aşırı Uyarılma (Hipervijilans) 

Uyku bozuklukları ön planda olmakla birlikte irkilme tepkileri mevcuttur. İrritabilite ve öfke patlamaları herhangi bir kışkırtma olmadan ya da çok az bir kışkırtma karşısında sergilenir. Ayrıca kişiler genellikle odaklanma ve yoğunlaşmada güçlük yaşar dolayısıyla iş eğitim veya özel hayatlarında işlevsellik bozulmuş olur.  Bunlara ek olarak aşırı tedirginlik ve tetikte olma sanki travmatik olay her an tekrar yaşanacakmış gibi. Çarpıntı, solunum sıkıntısı, yerinde duramama gibi fizyolojik belirtilerin mevcut olma hali.

Bu bozukluğa sahip kişiler tedavi sürecinde genel olarak beş farklı aşamada klinik görünüm sergilemektedirler.  İlk, karmaşa ya da şok aşaması olarak tanımlanan süreçte kişi kontrolünü kaybeder. Ardından travmanın vuruş etkisi ortadan kalkınca geçici rahatlama ve sonrasında şaşkınlık yaşanır.  Bu aşamada genellikle kişinin zihninde ne oldu, neden oldu, gibi sorular belirginleşir. Devamında kişiler gerginlik ve huzursuzluğu geçici olarak hafifletme amaçlı kaçınma davranışları sergilenmeye başlar.  Burada amaç travmayı çağrıştıran her türlü uyarandan uzak durmadır.  Tedavi sürecinde aşılması en zor süreç olan yeniden değerlendirme aşamasıdır. Bu aşamada kişi travma ile yüzleşmesi istenir. Tekrarlayarak ve anlatarak bu haliyle kabul edilmesi çok zor olan travmatik gerçekliği kendilik imgesine yerleştirme sağlanır.  Son adımda ise  bu yaşantıyı özümseme ve uyum aşamasına ulaşılır.

Travma sonrası stres bozukluğu oluşumundaki etkenler

Travmanın niteliği ve şiddeti

  • Stresörün hasta için öznel bir anlamı varmı 
  • Stresörle karşı karşıya kalma suresinin uzamasi 
  • Stresörün ani olması  ve insanlar tarafından oluşturulması 
  • Stresörün ölüm tehdidi içermesi 
  • Stresörün fiziksel yaralanma ile birlikte olması 
  • Kişinin suçluluk duygusu hisssetmesi 
  • Çok sayıda kişinin maruz kalması

Travmayla karşılaşan kişinin özellikleri

  • Erken çocukluk dönemindeki örseleyici yaşantılar 
  • Sınırda, antisosyal, paranoid ,bağımlı kişilik özellikleri 
  • İçe dönüklük 
  • Yetersiz sosyal destek 
  • Psikiyatrik bir rahatsızlık geliştirmeye genetik yapısal yatkınlık 
  • Son zamanlarda stresli yaşam değişimlerinin olması 
  • Psikiyatrik rahatsızlık öyküsü 
  • Önceden madde ya da alkol kötüye kullanım öyküsü 
  • 10 yaşına gelmeden anne – babanın ayrılmış olması 
  • Çok genç/yaşlı olma

Travma sonrasında yaşanan ortamın özellikleri

  • Travma sonrası yaşanan olumsuz olaylar  
  • Travmanın tekrarlanmasıdeprem sonrası gerçekleşen artçı depremler gibi 
  • Aileden ayrılmasosyal destek kaybı 
  • Yeni bir yere yerleşme  
  • Barınma sorunları 
  • İşsizlik 
  • Retravmatizasyon  
  • Yetersiz sosyal Destek

Tedavi Süreci

Farmakoterapi ve psikoterapi fayda sağlayan tedaviler olmasına karşın en sık kullanılan ve en etkili olarak görülen Bilişsel Davranışçı Terapiler olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır.  Çalışmalar tedavi sırasında hem bozukluğa sahip kişiler için hem de ailesi ya da yakın çevresi için psikoeğitimin çok önemli bir role sahip olduğunu göstermiştir. Bunlara ek olarak; EMDR, Grup terapileri, Psikodinamik terapilerinde yararlı olduğu bilinmektedir.