Terapiyi Erken Bırakma

Danışanların terapiyi erken bırakmaları büyük bir problemdir. Son dönemlerde yapılmış araştırmalarda her 5 danışandan 1’inin terapiyi yeterli bir gelişme sağlamadan, terapistlerinin devam etme önerisine rağmen bıraktığı bulunmuştur. Terapiden erken ayrılmanın sonuçları hem terapist hem de danışanları etkilemektedir.

Danışanlar tamamlanmamış bir tedavi almaktadır ve devam eden problemleriyle tek başlarına yüzleşmek zorunda kalmaktadırlar. Bu kişiler terapiye yıllar içerisinde tekrar dönebilmektedir ancak tedavi süreleri uzamakta ve üzerlerine ekstra yük binmektedir.

Terapistler ise danışanların terapiyi erken bırakmalarından kendilerini suçlamakta, yardım etme konusunda çaresiz ve umutsuz hissetmektedirler. Terapistte gelişen tükenmişlik hissi tedavinin etkinliğini düşürmekte ve diğer kişilerin de tedaviyi erken bırakmalarına yol açabilmektedir.

Kimler Terapiyi Erken Bırakır?

Bu alanda yapılmış olan birçok araştırmaya göre bazı faktörler terapinin zamanından önce bırakılmasında etkili olmaktadır.

Etkili olan tedavi faktörleri:

  • Deneyimsiz klinisyenler
  • Tanımlanmamış zaman aralığında gerçekleşen tedaviler
  • Üniversite veya hastane danışma merkezlerinde olunması

Etkili olan danışan özellikleri:

  • Yeme bozuklukları
  • Kişilik bozuklukları
  • Danışanların genç olması

Erken bırakmada etkisi bulunamamış faktörler:

  • Tedavi yaklaşımı
  • Klinisyenin yaşı, cinsiyeti veya ırkı
  • Grup veya bireysel terapi olması
  • Danışanın cinsiyeti, ırkı, medeni durumu

Terapiyi Erken Bırakmayı Önleme

Klinisyenin kontrolü dışında gerçekleşen birçok durum danışanın terapiyi erken bırakması konusunda etkili olmaktadır. Terapistin ne kadar iyi olduğu fark etmeksizin bazı danışanlar eninde sonunda tedaviyi terk etmektedir. Ancak bazı basit teknikler danışanların terapiyi erken bırakma sıklığını minimize etmekte etkili olabilmektedir. Bir terapist olarak neleri kontrol edebilirsiniz göz gezdirelim:

Yeni danışanları terapiye dair bilgilendirin.

Birçok danışan tedaviye dair gerçekçi olmayan hedeflerle ilgili terapiye başlamaktadır. Bu kişiler terapistlerin onlara bir iki seans içerisinde bütün problemlerini çözecek önerilerde bulunacağını ve bütün her şeyin çözüleceğini düşünmektedirler.

Danışanın terapiden beklentileri gerçekten ne kadar farklı ise terapiyi erkenden bırakma olasılığı o kadar artmaktadır. Danışanın terapideki rolünden emin olamaması ve ne yapması gerektiğini bilememesi onun için kaygı yaratan bir faktör olmaktadır.

Bu sorunları ele almak için terapistler ilk seanslarda danışanın beklentileriyle ilgili kısa bilgi vermelidir. Aşağıdaki soruları yeni danışanınız için cevaplamaya çalışın:

  • Ruhsal hastalıktan kurtulmak ne kadar zaman alır?
  • Terapi ne kadar sürer?
  • Terapistin ve danışanın tedavi sırasındaki rolleri nelerdir?
  • Danışanın tedavi sırasında yapması gerekenler nelerdir?
  • Sıradan bir seans esnasında danışan neler olmasını beklemelidir?

Sıklıkla danışanlar ile birlikte terapi sürecini gözden geçirin.

Danışanların terapideki ilerlemelerini, tedaviye dair hislerini her seans sonunda gözden geçirmeye çalışın. Birçok danışan için terapistine geri bildirim vermek (özellikle de bu geribildirim negatif ise) kolay değildir. Tedavi sürecinin iniş ve çıkışlarına dair açık bir iletişim oluşturmak daha güçlü bir terapötik ilişkinin oluşturulması için de katkı sağlamaktadır.

Birçok terapiyi erken terk etme bir veya ikinci seanstan sonra olmaktadır bu sebeple terapinin gidişatını gözden geçirmek ilk seanslardan itibaren önemlidir. Eğer bu gözden geçirmeleri terapinin bir parçası haline getirirseniz neler beklediğiniz konusunda daha net bir algınız olur.

Terapötik ilişkiye odaklanın.

Mükemmel terapötik tekniği ararken karşıdakinin insan olduğunu unutmak sıklıkla yapılan bir hatadır. Araştırmalar sürekli olarak danışan-terapist ilişkisinin tedavinin sonucunu etkileyen en önemli faktör olduğunu göstermektedir.

Güçlü bir terapötik ilişki yaratmak için aklınızda tutmanız gereken birkaç anahtar nokta aşağıdaki gibidir:

  • Keşif ve anlamaya odaklanın- davranışa değil
  • Gerçeklerden ziyade duyguları ifade etmelerini teşvik edin
  • Esprileri kullanmaktan ve eğlenmekten korkmayın. Rahat ama profesyonel davranın
  • Vücut diliniz ve sözleriniz ile empati yapabildiğinizi gösterin

Danışanların kendi gelişmelerinin farkında olduklarından emin olun.

Psikoterapi içerisinde gerçekleşen değişimler yavaş ilerler bu sebeple de onları fark etmek zor olmaktadır. Sizin için danışanlarınızı her hafta veya iki haftada bir gördüğünüz için değişimleri yakalamak daha kolay olabilir ancak danışanlarınız için daha zordur.

Danışanlar kimi zaman seanstan seansa geliyorlar ancak hiçbir değişim olmuyor gibi hissedebilirler. Siz öte yandan onların gittikçe daha konuşkan veya neşeli olduğunu fark ediyor olabilirsiniz. Bununla ilgili danışanınıza bir şeyler söyleyin!

Birçok değişim ise terapist için dahi fark etmesi zor şekilde gerçekleşmektedir. Bunun için ise birkaç seansta bir tamamlanacak danışanların semptomlarına odaklanmış kısa anketler kurtarıcı olabilmektedir. Kimi zaman bu anketlerde gördüğünüz değişimler karşısında hem siz hem de danışanınız şaşırabilirsiniz.

Terapinin sonlandırılması hakkında konuşun.

Açık bir hedefi olmayan terapi, danışanlar için hayal kırıklığı yaratıcı ve yorucu olmaktadır. Niçin terapiye geliyorlar? Bunca zamanı ve parayı ne için harcıyorlar? Terapinin sonlandırılması hakkında konuşmaya ilk seanstan itibaren başlayın. Bu şekilde net hedefler belirleyebilirsiniz ve danışan terapi tamamlandığında nelerin daha değişik olacağına dair öngörü edinebilir. Danışanınıza uğruna çalışabileceği bir hedef sağlayın.

Tedavinin başarılı bir şekilde sona erdirilmesine dair konuşmak aslında onların erken olarak tedaviyi bırakmalarında etkili faktörleri ele almaktır. Bunlar terapiden ne beklendiğine dair konuşmak, danışanlara net ve ulaşılabilir bir hedef vermek ve terapiye dair bir zaman aralığı belirtmektir.

 

 

Bir terapist olarak danışanların tedaviyi erken bırakmaları zorlayıcı bir faktördür. Sizin kendinize güveninizi sarsabilir ve yeteneklerinizi sorgulamanıza neden olabilir. Bu normal ve sağlıklıdır. Ancak bu erken bırakmaları, zayıf olan noktalarınızı öğrenmek ve onları geliştirmek için bir fırsat olarak görebilirsiniz. Bu konuya takılı kalıyorsanız süpervizyon alabilir veya meslektaşlarınıza danışabilirsiniz.

Kimi zamanlarda tedaviyi erken sona erdirmeler sizin kontrolünüz dışında gerçekleşir. Fakat sürekli olarak danışanları suçlamaya başlarsanız ve kendinize dair dürüst bir yargılama yapmazsanız bu da gerçekçi olmayan ve yanlış bir tutum olur.