Terapistin Kendini Açması

Bir terapide danışmanın kendini açması, kendi deneyimlerinin, davranışlarının ve duygularının bir kısmını yapıcı bir şekilde danışanıyla paylaşmasını içermektedir (Egan, 2011). Aslında terapistler mimikleriyle, ses tonlarıyla, bakışlarıyla ve her hareketleriyle kendilerini açmaktadır. Ancak durum sözel olarak kendilerini ifade etmeye gelince her psikolojik yaklaşımda farklı tavsiyeler bulunmaktadır. Bu konuda yapılmış çalışmalar çelişkilidir, kimi araştırmalarda danışanların bundan korktuğu ya da gözlerindeki terapist imajının negatif etkilenebildiği bulunmuştur. Bazı diğer araştırmalar ise danışanların bu terapistleri ‘gerçekçi’ ve ‘dürüst’ olarak gördüğünü göstermiştir. Ancak iki sebep bu ‘kendini açma’ durumunu zor kılmaktadır. Bunlardan birincisi, ‘kendini açma’nın yakınlık getirmesi ve bazı terapistlerin bu süreçte zorlanmasıdır. İkincisi ise bu durumların danışana dolaylı olarak ‘Ben yaptım sen de yapabilirsin’ mesajı vermesi ve bunun danışan üzerinde baskılayıcı bir etkisinin bulunabilme olasılığıdır (Egan, 2011).

Ancak kendini açma sırasında terapist tarafından dikkat edilecek bazı ilkeler danışanların yanlış yorumlarının ve negatif etkilerin önüne geçmekte kılavuz niteliği taşımaktadır (Egan, 2011). Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

  1. Açıklanan şeylerin duruma uygun olması gerekir: Kişinin deneyimlerini paylaşması, danışanların tedavi amaçlarına katkı sağlıyorsa yerindedir. Gereğinden fazlası danışanın uzaklaşmasına ve hatta terapiyi bırakmasına neden olabilmektedir.
  2. Zamanlama önemlidir: Terapist tarafından erken veya zamansız yapılmış açıklamalar danışanın içine kapanmasına sebep olabilmektedir.
  3. Anlatılanlar seçilmiş ve odaklanmış olmalıdır: Terapistin paylaştığı şeyler danışanın dikkatini dağıtmamalı, konu içerisinde kalmasını sağlamalıdır.
  4. Kendini açma çok sık kullanılmamalıdır: Eğer terapist sık sık kendinden bahsederse bu durum danışanlar tarafından benmerkezci, acemi ya da başka amaçlar taşıyan olarak nitelendirilmesine sebep olabilmektedir.
  5. Danışana yüklenilmemelidir: Terapistin kendini açmasının kendi isteği ve ihtiyacı mı yoksa danışanın yararına mı olduğu dikkat edilmesi gereken en önemli konudur. Bir terapide terapist de kendi sıkıntılarından bahsetmeye başlar ve danışanın sıkıntılarının üzerine bunları da yük olarak bindirirse bu bütün süreci negatif etkilemektedir. Aynı zamanda terapistin kendine dair bahsettiği konuların çok mahrem olmamasına dikkat edilmelidir, bu danışanın kafasında ‘taciz edilme’ olarak bile yorumlanabilir.
  6. Her danışan için esnek olunmalıdır: Terapist, kendine dair açıkladığı şeyleri danışanın karakterine, durumunun farklılığına ve ihtiyacı olup olmamasına göre adapte etmelidir. Her danışan bu bağlamda ayrı ayrı ele alınmalıdır ve bu süreçten yarar mı zarar mı göreceği bireysel özellikleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Kaynak

Egan, G. (2011). Psikolojik Danışma Becerileri, Kaknüs Psikoloji, İstanbul