Terapist-Danışan Yakınlığı

Birçok danışanın terapiye geliş sebebi kişilerarası ilişkilerde yaşadığı zorluklardır. Diğerlerinin ise asıl sorunları yanında diğerleriyle yaşadıkları da canını sıkmaktadır. Seanslarda terapistle kurdukları ilişki aslında onların dışarıdaki yaşamlarında kurdukları ilişkilerin güvenli bir mikro kozmosudur. Bu aşamalarda danışanların günlük yaşantılarında yaşadıkları problemler terapistle ilişkiye de yansır. Günlük yaşamında otorite figürüne karşı boyun eğici, uyumlu olan bir danışan terapistle ilişkisinde de zorlanmayacak, kolayca yorumlarını kabul edecek ve olumlu bir ilişki geliştirecektir. Tam tersi diğerleriyle ilişkisinde zorlanan, agresif davranan biri bunu terapistine yansıtacaktır. Güven kurmakta zorlanan bir danışan ise terapistine hep şüphe ile yaklaşacak ve söyledikleri/yaptıklarının altında başka bir anlam arayacaktır. Bu anlamda, terapistlerin ve danışanların ilişkilerini keşfetmelerini sağlayan, daha fazla verimlilik sağlamak amaçlı kullanılan becerilere “yakınlık” denmiştir (Egan, 2011).

Yakınlık Tipleri & Nasıl Kullanılacak?

Terapist ve danışan arasındaki ilişkiye odaklanılacak iki yakınlık türü; ilişkinin bütününe odaklanan yakınlık ve bir görüşmedeki belli bir olaya odaklanılan yakınlık. İlişkiye odaklı yakınlıklarda “Sence aramızdaki ilişki nasıl?”, “Sen ve ben nasıl gidiyoruz?” gibi sorular yöneltilir ve amaç danışanla ilişkinin genelinde karşılıklı olarak nerede durulduğunu görmektir. Terapist böyle genel yorumlarda dış dünyaya atıflarda da bulunmalı, danışanın güvenli ortamda sağlayabildiği ilişkiyi dışarı nasıl yansıtacağına dair iç görü geliştirmesine de yardımcı olmalıdır. Örneğin; fazlasıyla uyumlu ve kendinden büyüklere dair herhangi bir karşıt görüş getirmekten kaçınan bir danışan ile terapist herhangi bir olumlu durumu şu şekilde değerlendirebilir: “Bizim aramızda iyi bir ilişkinin geliştiğini düşünüyorum, birbirimize saygı duyuyoruz ve görünen o ki benden taleplerde bulunabiliyorsun ve bir konudaki görüşüme katılmadığında bunu rahatça belirtebiliyorsun. Sen de bu şekilde düşünüyorsan diğer insanlarla bunu sağlayamama sebeplerin sence nelerdir, eksik olan şeyler neler olabilir merak ediyorum”. Öte yandan, danışanın kendisiyle ilgili bir şeyden dolayı uzak durduğunu düşünen bir terapist danışanla bunları da konuşabilmelidir. Örneğin; “Bu noktada biraz aramızdaki ilişkiden bahsetmek istiyorum, aramızda geçen bazı şeylerin seni rahatsız ettiğini düşünüyorum. Kimi zaman hazırlanıp gelmiş gibi konuşuyorsun, kimi zamanlarda da söylemek istediklerini sınırladığını ve sansürlediğini düşünüyorum. Ben de kendimi sorguladığımda bu davranışlarının bende de bir uzaklaşma yarattığını keşfettim. Belki bu düşünceler doğru değildir, belki benim kuruntularımdır ancak seninle paylaşmak ve neler düşündüğünü öğrenmek istedim” gibi bir açıklama ile danışanı aralarında olup biten hakkında konuşmaya teşvik edebilir. Öte yandan, olay odaklı yakınlıkta; durumlar genellikle ilişki meseleleri ortaya çıkınca ele alınır. Dikkate alınan husus ilişki durumu değil belli bir olay ya da etkileşimdir. Terapist bu tarz durumları genellikle “Bir dakika durup şu anda aramızda neler oluyor buna bakmak istiyorum” veya “Şu an aramızın biraz gerginleştiğini seziyorum. Bugün sanki her zamankinden daha farklı bir şeyler yaşanıyor aramızda sence bunun kaynakları neler olabilir?” gibi ele alabilir. Bu gibi ilişki bazlı ele alışlar danışanı derin iç çatışmalar veya yaşadığı herhangi bir olumsuz olgu ile konuşma konusunda yüreklendirir.

Yakınlık Hangi Durumlarda Gerekli Olur?

  • Görüşme yönünü kaybettiğinde & ilerleme sağlanamadığında
  • Danışan & terapist arasında gerilim ya da herhangi bir negatif duygu belirgin olduğunda
  • Güven problemi yaşandığında
  • Danışanın kendini açmakta veya konuşmakta zorluk yaşaması
  • Danışanla terapist arasında belirgin bir farklılık ve kültürel kaynaklı mesafeler bulunduğunda

 

Kaynak

Egan, G. (2011). Psikolojik Danışma Becerileri, Kaknüs Psikoloji, İstanbul