Terapist Danışan İşbirliği Nedir? Nasıl Geliştirilir?

Terapötik ilişki denen danışan-terapist işbirliğinin önemi ilk olarak Freud tarafından dile getirilmiştir. Öncelikle aktarımı terapinin önündeki en büyük engel olarak gören Freud, daha sonraları bu fikrini değiştirmiş ve aktarımı terapinin en büyük müttefiki olarak tanımlamıştır. Aslında birçok önemli terapist, terapinin en önemli özelliklerinden birinin geliştirilmesi gereken işbirliği olduğunu savunmuşlardır. Bir varoluşçu psikoterapist olan Irvin Yalom önemli kitabı Bağışlanan Terapi’de (2014) terapistlere terapötik ilişkinin önemiyle ilgili birçok önemli tavsiyede bulunmuştur. Bunların bazıları destekleyici ve empatik olmak, dürüst ve açık olmak, gereken durumlarda eğer terapiye fayda sağlayacaksa kendini de açmak, kabul edici olmak, her hasta için yeni bir ‘terapi’ yaratmaktır. Yalom’un en önem verdiği nokta ise burada ve şimdi’ye odaklanmaktır. Burada ve şimdi, terapi odasında olan ilişkiyi ifade eder. Danışan terapist arasında kurulan ilişki bütün aktarım ve karşıt aktarımlarıyla danışanın hayatının bir mikrokozmos’u gibidir. Kimi zaman danışan kendi hayatındaki problemlerden konuşurken ‘Bugün benimle mesafeni nasıl buluyorsun?’ ya da ‘Sence bugün ilişkimiz nasıldı?’ gibi terapist ile arasındaki ilişkiye odaklanmayı alakasız bulabilir ancak burası onun dış dünyadaki ilişkilerde yaşadıkları problemleri yansıttığı güvenli bir odadır ve bunlara odaklanmak onda kendine yönelik anlayış geliştirecektir.

Psikodinamik teoriden ayrı bir bağlam olarak terapötik işbirliği ilk kez Bordin (1979) tarafından tartışıldı. Bordin, üç kısımlı bir işbirliği modeli ortaya atmıştır. İlk kısmı terapötik ortamda duygusal bir bağ kurmayı içermektedir. İkinci parça terapinin hedefleri üzerine ortak bir noktada buluşma ve modelin son bileşeni ise bu hedefleri gerçekleştirmek için var olacak olan hasta ve terapist bağdaşımı olarak belirlenmiştir.1997’de Raue ve meslektaşları tarafından yapılan bir çalışmada bilişsel davranışçı terapiler ve dinamik terapiler terapötik ilişki açısından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, psikodinamik terapi daha fazla derinlik ve ortaya çıkabilecek travma içerdiği için, olumsuz duyguları daha fazla tetikleyebildiği, öte yandan bilişsel terapinin daha fazla ilişkisel temas ve eşleşim sağladığı ortaya çıkmıştır. Ancak danışmanların empatik, anlayışlı ve içten tavrının terapi türü farketmeksizin ilişkiye pozitif katkı sağladığı bulunmuştur.

Bilişsel davranışçı terapilerde işbirliği ile ilgili, Judith Beck’in (2015) kitabında belirttiği üzere, terapistin sergileyeceği bazı davranışlar arada güven oluşumunu sağlamlaştırmakta, bu şekilde de terapötik ilişkiyi güçlendirmektedir. Bu özellikler;

  • iyi danışmanlık becerileri sergileme,
  • kavramsallaştırma ve tedavi planını paylaşma,
  • ortak kararlar verme,
  • geri bildirim isteme
  • tarzı çeşitlendirmedir.

Öncelikle, terapistin hastalara olan bağlılığını empatik ifadelerle daima göstermesi önerilir. Amaç danışanlara kendilerini anlaşılmış ve değerli hissetmelerinde yardımcı olmaktır. Kavramsallaştırma ise danışanın söylediklerini yüksek bir biçimde tekrarlamak veya özetlemek olarak anlaşılabilir. Bunun amacı hastalardan geribildirim alarak bağlılığı güçlendirmek ve etkili tedavi için önemli bir adımı atmaktır. Ortak karar verme bilişsel terapide özellikle gereklidir çünkü ev ödevleri vermek, birlikte planlar, listeler oluşturmak, yardım etkinlikleri üretmek için ilk önemli adım danışan ile ortak hareket edebilme becerisidir. Danışanın aktif katılımı bilişsel terapide kritik önemdedir. Geribildirim isteme, danışanın sürekli olarak yüz ifadesi, beden dili, ses tonunu gözlemleyerek tetikte olmayı gerektirir. Danışan terapist ile ilgili olumsuz düşünceler taşısa dahi bunları ifade etmeye onu teşvik etmek önemlidir. Hastalarla olan bağın kuvvetli olduğu bir seans sonrasında dahi onlardan ‘Seans hakkında ne düşündün?’ , ‘Senin için ne farklı olsa daha iyi olurdu?’ gibi geribildirim almak gereklidir. Genellikle bu hastalara gerçek ilgi gördükleri mesajı iletir ve saygı duyulduklarını hissederler. Son olarak tarzı çeşitlendirme önemlidir. Çünkü her danışanın geçmişten getirdiği görüşleri, inançları, beklentileri ve kişilikleri bulunmaktadır. Hastaların duygusal tepkilerini izlemek ve buna göre kendini yeniden inşa etmek terapistin önem vermesi gerekenlerden biridir.

Kaynaklar

Beck, J., (2015). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi, 2. Baskı, Nobel Yayınevi

Bordin, E.S. (1979). The generalizability of the psychoanalysis concept of the working alliance. Psychotherapy: Theory, research and practice, 16, 252-260

Raue, P.J., Goldfried, M.R., & Barkham, M. (1997). The therapeutic alliance in psychodynamic-interpersonal and cognitive-behavioral therapy. Journal ofConsulting and Clinical Psychology, 65, 582-587

Yalom, I. D., Babayiğit Zeliha İyidoğan., & Ceyişakar Murat. (2014). Bağışlanan terapi: Yeni kuşak terapistlere ve hastalarına açık mektup. İstanbul: Kabalcı Yayıncılık.