Sosyal Kaygıda Panik Atak Döngüsü

sosyal-kaygıda-panik-atak-döngüsü

Panik atak; kalp atış hızında artma, nefes darlığı veya baş dönmesi gibi semptomların eşlik ettiği yoğun bir korku dönemidir. Sosyal kaygı bozukluğu yaşayan insanların panik atak geçirme riski genellikle sosyal veya performans durumları ile ilişkilidir. Panik atağın neden ortaya çıktığını  anlamak için, paniğe yol açan olayların döngüsel düzenine bakmak oldukça fayda sağlamaktadır.

İlk Duygular  

İş yerinde bir toplantıya katıldığınızı hayal edin. Durum zararsız gibi görünse de, sosyal kaygı problemi yaşayan bireyler için başkalarının önünde konuşmak veya görüşlerini dile getirmenin gerektiği bir konumda olmak oldukça tedirgin edicidir. Beden ise bu durumu “işaret” olarak algılar ve bu da panik döngüsünün ilk aşamasını tetikleyen faktöre dönüşür. Örneğin, toplantıda otururken, belki kalbinizin biraz hızlı atmaya başladığını fark edersiniz, belki de “Söylenenlere ekleyecek bir şeyim var, ancak diğerlerinin ne düşüneceğinden korkuyorum” gibi bir düşünceniz mevcuttur. Bunun ardından kişi normalde olduğundan biraz daha hızlı ya da  daha sığ nefes almaya başladığının kolaylıkla farkına varabilir. Bununla birlikte vücudunuzdaki hisleri fark ettiğinizde, daha da fazla semptom yaşamaya başlarsınız. Olanlar hakkındaki yorumunuz, panik belirtilerinizin artmasına neden olur. Örneğin, kalbiniz daha da hızlı attığında ve elleriniz titremeye başladığında, odadaki herhangi birisinin kaygınızı fark edip etmediğini merak edersiniz. Ancak bu düşünceler panik belirtilerinin şiddetini ve sıklığını daha da arttırır.

Panik semptomlarının arttırılması

Sosyal kaygıda, kişiler toplantıda konuşmaya davet edilirse belirtileri tam bir panik atak noktasına kadar yükselebilir. Panik atak sırasında hızla çarpan bir kalp, nefes darlığı, ağız kuruluğu ve bayılacakmış gibi hisler yaşayabilirsiniz. Hatta sosyal kaygı tanısı alan kişiler burada kalp krizi geçirdiğini düşünebilir ve bu da belirtileri daha da kötüleştirir. Buna ek olarak odanın etrafına bakarken herkesin endişenizi fark ettiğinine ve küçük duruma düştüğünüze inanırsınız. Konuşmayı bitirdikten sonra veya toplantı bittikten sonra, muhtemelen kendinizi hem bitkin hem de bittiği için rahatlamış hissedersiniz. Ancak bu rahatlama sonsuza kadar devam etmez. Bir sonraki sunumda ya da toplantıda tekrar benzer belirtiler yaşanır. Muhtemelen kendinize ‘’Bir sonraki toplantıyla nasıl başa çıkacağım?’’ gibi sorular sorarsınız. Gelecekteki durumlarla baş edememek ve endişelenmekle ilgili bu tür düşünceler panik döngüsünün geleceği öngörme aşamasını  oluşturur.

Panikle Başa Çıkmak

Panik beklenen durum esnasında, gelecekteki olaylar için ya da benzer semptomları yaşayabileceğiniz durumlar hakkında endişelenmeye başlarsınız. Muhtemelen yeni bir toplantıya katılmak zorunda kaldığınızda, geçmişteki başa çıkamama deneyimini hatırlar ve bir sonraki sefer nasıl başaracağınızı merak edersiniz. Beklenen aşama bir sonraki tetikleyici duruma kadar devam eder. Panik belirtiler döngüsünden kaçmanız imkansız gibi görünse de, döngüyü devam ettiren olumsuz düşünce kalıplarını ele alan etkili tedavi yöntemleri vardır. Vücudunuzdaki reaksiyonu tetikleyen durum değildir; durum hakkında sahip olduğunuz düşüncelerdir. Bilişsel-davranışçı terapi gibi tedavi yöntemleri, panikten kaçınmak için düşünce şeklini değiştirmenin ve sorun çözmenin, duygu durumunu iyileştirmeye nasıl katkı sağladığını gösterirken, sorun ile başa çıkmak için ihtiyaç duyduğunuz bilişsel ve davranışsal stratejileri öğrenmenize yardımcı olabilir.