Sosyal Fobi

En yaygın görülen anksiyete bozukluklarından biri olan Sosyal Fobinin kadınlarda daha sık olduğu bildirilmiştir. Ancak dünyadaki oranların tersine ülkemizde başvuru oranları erkeklerde yüksek görülmüştür. Bunun sebebi de sosyal fobinin  özelliklerin kız çocuklarında desteklenen davranış şekli olmasıdır.  Başlangıç yaşı genellikle 1115 yaş aralığı olmakta ancak tedaviye başvuru 30 yaşları civarı bildirilmiş sebebi de kişiler bu bozukluğu kişiliklerin bir parçası olarak görmeleri ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmemeleri ile açıklanmıştır.

Klinik Özellikler

Sosyal ortamlarda eleştirileceği, küçük düşeceği yada utanç duyulacak davranışlar sergileyebileceği gibi endişelerin yaşanması veya  performans gerektiren durumlarda yargılanma korkusu nedeniyle sosyal ortamlarda bulunmaktan sürekli kaçınma ya da aşırı sıkıntı duyarak katlanabilme halidir. Örneğin katılmaları gereken bir toplantı olduğunda haftalar hatta aylar öncesinden beklenti anksiyetesi geliştirerek çok ciddi bir duygusal gerilim yaşayabilirler (APA 1994). Bunlara ek olarak bireyler sosyal ortamlarda, üstleriyle, karşı cinsten biri ile  konuşmada, topluluklara veya bir partiye katılmada da sıkıntı, endişe ve kaygı yaşamaktadır. Kaçma ve kaçınma davranış,  günlük işlerini, kişiler arası ve mesleki işlevselliğini bozacak kadar şiddetli ve süreklidir. Kaçınma davranışının mümkün olmadığı durumlarda ise konuşma, yazma, yeme, içme gibi davranış sergilememeye dikkat ederler. Sosyal fobinin iki tipi vardir; 

Özgül sosyal fobi; Performans gösterilmesi gereken durumlarda aşırı kaygı ve sıkıntı yaşanmaktadır.  

Yaygın sosyal fobi; Kişi gözlemlenebileceğini düşündüğü veya kişiler arası iletişim gerektiren hemen her ortamda yoğun kaygı ve fiziksel belirtiler yaşamaktadır. Bunun sonucu iş, akademik ve sosyal işlevselliği daha fazla bozulmakta ve çok ciddi düzeyde içe çekilme yaşamaktadırlar.

Kognitif belirtiler; Başkalarının izleyeceği, rezil olacağı, yüzünün kızaracağı, zayıf, sıkıntılı veya beceriksiz, yetersiz gibi yargılanmaktan endişe duymaları. Buna benzer korkulan durumlar ile karşılaşma kişilerde yoğun bir anksiyete oluşturmaktadır.

Fiziksel belirtiler; Kaçınma davranışı sergileyemediği durumlarda kişilerde somatik belirtiler görülmektedir bunlar; 

  • Çarpıntı ( %79 ) 
  • Titreme ( %75 ) 
  • Terleme (%74) 
  • Kaslarda gerginlik (%64) 
  • Karında huzursuzluk hissi (%63) 
  • Ağız kuruluğu ( %61) 
  • Ateş basması ya da üşüme hissi (%57) 
  • Başta basınç hissi ya da baş. ağrısı (%46) (Aimes ve ark. 1983).

Tedavi

Araştırmalar hem ilaç hem de terapi yaklaşımlarının etkili  olduğunu göstermiştir. Özellikle bazı olgularda bu iki tedavinin birlikte uygulanması tedavinin başarı oranını arttırmakta ve erken uygulanması sosyal fobiye bağlı oluşan sorunları engellemektedir. İlaç dışı yaklaşımlarda en etkili olan yaklaşım bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı bulunmuştur. Kognitif modele göre yanlış düşünce ve inançları gözden geçirilir ve birlikte gerçekliği değerlendirilir. Olumsuz düşüncelerinin, anksiyetelerinin artmasına sebep olduğu için bilişsel yeniden yapılandırma seans oturumları arasında ev ödevleri ile desteklenir. Ardından danışan kendini hazır hissettiği zamanda korku duyulan durumlar ile yüzleştirerek duyarsızlaşma  yaptırılır.

Kaynaklar 

  • American Psychiatrie Association-APA (1994) Sıaitsücul Manimi of Memul Disorders. Dördüncü Baskı (DSM-IV). Americatı Psychiairic Assoeİaıion PressVVaslıinşıoıı DC. 
  • Aimes PL.Gelder MC.Shaw PM (1983) Social phobia: A comparative cliniical study.Br J Psychiatry. 142: 174-179. 
  • Şenol, S., (2006). Korkular: Gelisimsel Anlami ve Tedavisi , Morpa YayinlariIstanbul