Panik Bozukluk

Panik atağı ani ve şiddetli bir anksiyete halidir. Yaşanan huzursuzluk ve anksiyeteye güçlü bedensel belirtiler eşlik eder. Bu somatik belirtiler genellikle 10 dakika sürer fakat kişiler atakların daha uzun sürdüğünü söyleyebilirler.  

Panik bozukluk ise yineleyen beklenmedik bir anda ve kendiliğinden ortaya çıkan panik atakların olması ve başka atakların olacağına dair sürekli kaygı duyma halidir. Panik ataklar kişiyi beklenti anksiyetesi olarak kavramsallaştıran ve bir dahaki panik atağın ne zaman olacağı konusunda endişeli beklenti içine sokmaktır. Panik bozukluğunun ise diğer anksiyete bozukluklarından  en ayırt edici özellikleri de kendiliğinden, beklenmedik ve beklenti anksiyetesinin var olmasıdır. Bu durumlar dışında oluşan panik atak sadece panik bozukluğa özgül bir durum olmamakla özgül fobilerde, TSSB veya Obsesif kompulsif bozukluğu olanlarda da görülebilir.

Panik atağı sırasında aşağıdaki semptomlardan birden fazlasının var olduğu ve 10 dakika içerisinde en yüksek düzeye ulaştığı durumdur; 

  • Çarpıntı 
  • Terleme 
  • Titreme 
  • Nefes darlığı 
  • Bulantı  
  • Baş dönmesi 
  • Göğüs ağrısı 
  • Üşüme ateş basması 
  • Çıldıracağı korkusu 
  • Ölüm korkusu

Panik bozukluk hemen her yaşta başlayabilmekte ancak 15-25 ve 45-54 yaş aralığında iki doruklu dağılım gösterir. Psikoterapotik yaklaşım genellikle ‘eğer öneriliyorsa’ ilaç uygulamasının ardından gelen, her zaman kullanılması ve yararlanılması gerekmeyen bir yaklaşım gibi sunulmaktadır. Ancak Bilişsel davranışçı terapi modeli Panik bozukluğunda gerek acil gerekse poliklinik koşullarında kullanılabilecek etkin bir tedavi yöntemi olarak geçerliliğini kanıtlamıştır. İlaç tedavisi fiziksel belirtileri yatıştırsa da var olan veya gelecekte karşılaşılacak durumlar ile ilgili baş etme stratejileri kazandırmamaktadır. Bu sebepten dolay yalnızca ilaç tedavisinin ardından kişi ilaç olmazsa hastalıkla baş edemeyeceği bir gerçektir.