İnternet & Bilgisayar Bağımlılığı

Günümüzde teknolojinin hayatın her alanına girmesi ile birlikte birçok insan için bilgisayar ve internet kullanımı neredeyse kaçınılmaz hale geldi. İş yerlerinde, okullarda, evde, sosyal alanlarda yani hayatın neredeyse her noktasında internet ve bilgisayar kullanımı hayatı kolaylaştırıcı hizmet vermektedir. Ancak, özellikle çocuklar ve gençlerde bir tehlikeyi de barındırmaktadır. Bu da ‘bağımlılıktır’. Bağımlılık denildiğinde çoğu insanın aklına alkol, uyuşturucu madde gelse de davranışsal bağımlılıklar da tıpkı alkol-madde bağımlılıklarında olduğu gibi bağımlılığın ana bileşenleri olan fiziksel ve psikolojik bağımlılık belirtilerini (kontrolü kaybetme, zihinsel meşguliyet, duygudurum değişkenliği, yoksunluk semptomları, kişilerarası çatışma ve daimi döngü şeklinde tekrarlama) gösterirler (Bozkurt, Şahin & Zoroğlu, 2016). İnternet bağımlılığı da günümüzde birçok kişiyi etkileyen bir davranışsal bağımlılık kabul edilmektedir. Bu davranışın tanımlandığı ilk yıllar, internetin yavaş yavaş hayatın her alanını kaplamaya başladığı 1990 sonlarıdır. Young (1996), DSM-IV’ün patolojik kumar oynama konusundaki kriterlerini esas alarak internet bağımlılığı ile ilgili sekiz tanı ölçütü geliştirmiştir. Bunların beşine sahip olması bir kişinin bu tanıyı alması için yeterli görülmektedir:

  • Kişi internet kullanımını sonlandırmaya niyet etse dahi bunu başaramaz yani planladığından çok daha uzun süreleri internet başında geçirir.
  • Kişide internet ile ilgili aşırı zihinsel uğraş vardır (sürekli olarak interneti düşünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düşünme, vb)
  • Kişi istenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma ihtiyacı duyar.
  • İnternet kullanımı kişinin düşünce ve davranışlarını yönlendirir.
  • İnternetin olmadığı ya da kişinin erişim sağlayamadığı durumlarda kişi negatif duygulanım içerisine girer (huzursuzluk, çökkünlük ya da kızgınlık gibi).
  • İnterneti hissettiği olumsuz duygulardan kaçınmak için kullanır (çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı gibi).
  • İnternet kullanımı kişinin kişilerarası ilişkilerinde veya kendi iç dünyasında çatışmalar yaratır.
  • Diğer kişilere interneti kullanma süresi ile ilgili yalan söyler.

Daha sonraki yıllarda Davis (2001) bu modeli bilişsel-davranışçı bir model olarak genişletmiş sırf davranışsal noktalarına değil, bilişsel anlamda olumsuz olan noktalarına da odaklanmıştır.. Davis’e öre patolojik internet kullanımı ‘özgül’ ve ‘yaygın’ olabilmektedir. Yani, bazı insanlar interneti pornografi, oyun oynama, alışveriş yapma, diğerlerinin hayatına tanıklık etme gibi özel amaçlar doğrultusunda kullanmaktadır, bu durumda ‘özgül’ bir amaç mevcuttur. Diğerleri ise herhangi bir amaç bulunmaksızın ya da çok fazla amacın bir arada olması şeklinde internette fazlasıyla zaman harcanması söz konusu olmaktadır. Bu kişilerdeki kullanım ‘yaygın’ olarak tanımlanır. Asıl amaçları ise dış dünya ile olan bağlantıyı internet aracılığıyla kurmak olarak güncellenir.

DSM-V’te yer alan metinde ise internet ve bilgisayar bağımlılığının belirtileri aşağıdakilerdir:

  • Çok fazla kullanmak
  • Ulaşılmadığında yoksunluk duymak
  • Tolerans gelişmesi
  • Başka aktivitelerden vazgeçerek internete odaklanmak
  • İlişkilerde kayıplar yaşamak
  • Başkalarına bu konularda yalanlar söylemek
  • Kendisine zarar verdiğini bilmesine rağmen kullanmaya devam etmek
  • Bırakma girişimlerinin başarısız sonlanması
  • Var olan olumsuz duygulardan kaçış için internete sığınmak

Ögel (2017) kitabında bunların arasında ‘bağımlılık’ tanısının alınması için en belirleyici olan ölçütün işlevselliğin bozulması olduğunu belirtmiştir. Yani, aslında ‘kaç saat internet başında geçirilirse internet bağımlılığı var denebilir?’ sorusunun net bir cevabı bulunmamaktadır. Eğer kişi cumartesi günü bütün günü bilgisayar başında geçiriyorsa ama kalan günlerde arkadaşlarıyla da buluşabiliyor, dersini çalışıyor, ailesine de odaklanabiliyorsa bu durumda bağımlılıktan söz edilmemesi daha uygundur.

Bugüne kadar yapılmış araştırmalarda genellikle Young İnternet Bağımlılığı ölçeği veya Chen internet bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Kültegin Ögel tarafından Türkiye koşullarına uyarlanmış BAPİ İnternet Formu (BAPİNT) adında ölçek geliştirilmiştir. Farklı ölçütler kullanılmış olsa dahi bugüne kadar yapılan çalışmalardan çıkan ortak sonuç, internet bağımlılığı yaygınlığının popülasyonda %0.3 civarında seyrettiğini, genel olarak gençlerde yani 10-20 yaş grubu arasında rastlandığını ve erkeklerde kızlara oranla 2-3 kat fazla olduğunu göstermiştir (Bozkurt, Şahin & Zoroğlu, 2016).

İnternet İlaç Mıdır?

Aynı bir alkol bağımlısının stres yaşadığı durumlarda daha çok içmesi veya aşırı yemek yeme sorunu olan birinin gergin olduğunda yemesi gibi, altta yatan duygusal gerginliğin azaltılması için internet bağımlıları da interneti bir ‘kaçma yeri’ olarak kullanabilirler. Bu durumlarda kişilerin interneti hayatlarındaki sorunlarla baş etme aracı olarak gördüğü söylenebilir. Ögel (2017)’ye göre aşağıdakiler insanların genellikle yaşadıkları ve internet kullanımı arttıran stresli durumlardan bazılarıdır:

  • Yalnızlık
  • İş stresi
  • Depresyon
  • Kaygı
  • Ekonomik problemler
  • Sınırlı sosyal yaşam
  • Fiziksel görüntü ile ilgili endişeler
  • Sosyal anksiyete

Kaynaklar

Bozkurt, H., Şahin, S., & Zoroğlu, S., (2016). “İnternet Bağımlılığı: Güncel Bir Gözden Geçirme”. Journal of Contemporary Medicine; 6(3); 235-247.

Davis, R.,A., (2001). “A cognitive-behavioral model of pathological Internet use (PIU)”. Computers in Human Behavior; 17:187-195.

Ögel, K., (2017). Bağımlılık ve tedavisi temel kitabı, IQ Kültür Sanat yayıncılık, İstanbul.

Young, K.S., (1996). “Internet addiction: The emergence of a new clinical disorder”. Cyberpsychol Behavior; 3: 237-244.