Histriyonik Kişilik Bozukluğu

histriyonik-kişilik-bozukluğu

Nedir?

Histrionik kişilik bozukluğu Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından genellikle yetişkinliğin ilk dönemlerinde başlayan, aşırı duygusallık ve dikkat çekmek, çevresi tarafından onay arama ihtiyacının yüksekliği ile kendini belli eden kişilik bozukluğu olarak tanımlanmıştır. Toplumun %0.2 ila 0.9’unda görüldüğü düşünülmektedir. Bu tanıyı almış kişilerin çoğu kadındır. Evliden ziyade ayrılmış ya da boşanmışlarda rastlanma sıklığı fazladır. Terapiye genellikle depresyon veya kaygı şikayetleri ile gelirler. 

DSM-V Kriterleri

  • İlgi çekme olmadığı durumlarda rahatsız olur
  • Başkalarıyla olan etkileşimleri cinsel yönden ayartıcı, kışkırtıcı ya da baştan çıkarıcı, uygunsuz davranışlarla belirlidir.
  • Birden değişen, yüzeysel (sığ) duygular gösterir.
  • İlgi çekmek için sürekli olarak dış görünümünü kullanır
  • Gereğinden çok etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır.
  • Yapmacık davranır, gösteriş yapar ve duygularını abartı gösterir.
  • Kolay etki altında kalır.
  • İlişkilerin olduğundan yakın olması gerektiğini düşünür.

Kişilerarası İlişkiler

Bu kişiler dramatik ve aşırı baştan çıkarıcı şekilde davranarak diğerlerinin ilgisini çekmeyi amaçlarlar. Kendi görünüşlerindeki pozitif özellikleri vurgularlar. Diğerleri onları genellikle sığ, bencil, talepkar, aşırı bağımlı olarak nitelendirir. Bu kişiler girdikleri her yeni ortamda daima ilgi odağı olmayı amaçlarlar ve bu sebeple de buna göre abartılı adeta tiyatral denebilecek davranışlar sergilerler. Diğerlerinden duydukları en ufak eleştiri ya da olumsuz yorum onların duygu durumlarını olumsuza çevirmeye yeter. Bu kişilerin geneli iyi iletişim kurarlar ve karizmatik olarak tanımlanırlar. Ancak bu iyi ilk izlenime rağmen diğerleri ile ilişkilerinde derinleşme ve tatmin edici ilişki kurma ihtimalleri azdır. Oyuncu kişilikleri başta ne kadar çekici görünse de aşırı gösterileri, mizaç değiştirmeleri, ilgiye olan susuzlukları birlikte oldukları kişileri yorar ve ondan uzaklaşmasına yol açar. Sonunda da bu kişiler hiç durmadan çevrelerindekileri büyülemek ve ayartmak gerektiğine daha çok inanırlar. Reddedilme, beğenilmeme gibi durumlarla karşılaştıklarında bunu kabul edip hayatlarına devam etmek yerine kendilerine zarar vermeyi de seçebilmektedirler. Ancak gene de kendilerine soğuk ve ulaşılamaz kişileri seçip onları ‘ayartmaya dair’ oynadıkları oyun onlara keyif vermektedir. 

Komorbid & Ayırıcı Tanı

Borderline bozukluk ile ortak bazı özellikleri vardır; hızlıca duygu değişimi ve yoğun ancak dengesiz ilişkiler gibi. Ancak borderline bozuklukta kişiler diğerlerinden iyi davranışa fazlasıyla ihtiyaç duyarken, histriyonik bozuklukta kişiler ilgi odağı olmaya çalışmaktadırlar. Aynı zamanda, borderline bozukluğa sahip kişiler umutsuzca kendilerine dair ihtiyaçlar ve emin olamamaktan dolayı diğerlerine tutunurlar ancak histriyonik kişilik bozukluğuna sahip olanlar diğerlerinin yalnızca dikkatini çekmeye çalışırlar.  Somatoform bozukluklara benzer şekilde kendi sağlık problemlerini abartma eğilimindedirler ve hastane gidişleri fazladır ancak histriyonik bozukluklarda intihar tehditleri, düşünceleri daha sık olmaktadır. 

Bu kişilerde sıklıkla komorbid olarak görülen hastalıklar ise aşağıdaki gibidir:

  • Depresyon: Histriyonik kişilik bozukluğu güçlü duygusal tepkiler yaratır ve bu bağlamda reddedilme ya da hayal kırıklığı yaşamaları bu kişileri kolaylıkla depresyona meyilli hale getirir. 
  • Kaygı Bozuklukları: Bir araştırmada kaygı bozukluğu tanısı alan kişilerin %35 ila %52’sinin bir kişilik bozukluğuna sahip olduğu görülmüştür. Bu bozuklukların en yaygını ise duygular ve strese tepkiyi etkileyen bir bozukluk olan histriyonik bozukluktur. 
  • Yeme Bozuklukları: Histriyonik kişilik bozukluğu başta gelmek üzere, yeme bozukluğuna sahip kişilerin 1/3’ü bir kişilik bozukluğuna da sahiptir.
  • Madde Kullanım Bozuklukları: Farklı araştırmalar farklı sonuçlar vermiş olsa dahi birçok araştırmada madde kullanımı ile histriyonik bozukluk arasında ortalama düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. 

Etiyoloji

Histriyonik kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere birçok kişilik bozukluğunun çocukluk döneminde yaşanan stres, kaygı veya travmatik deneyim sonucunda geliştiği düşünülmektedir. Bu kritik dönemlerde ihmale veya reddedilmeye maruz kalan çocuklar kendi kısıtlı kaynakları ve yaşam deneyimlerine dayanarak bu kötü hatıralardan, utanç, yetersizlik veya zayıflık hislerinden kurtulmaya çalışmaktadırlar. Kişilik bozukluklarının da çocukların bu çabalarının sonucunda geliştirmiş olduğu yöntemler olduğu kabul edilir. Bu açıdan bakıldığında ebeveynlerinin ihmalinin ya da tutarsız davranışlarının o dönemlerde onlara  çok ihtiyaç duyan çocuklarda histriyonik bozukluk geliştirme ihtimalini arttırması mantıklı olmaktadır. Yani bu kişiler bir bakıma daima çocukluk dönemlerinde alamadıkları ilgiyi aramaktadır.   

Aile çalışmaları göstermiştir ki histriyonik bozukluk aile içindeki bireylerde varsa, kişinin olma olasılığı da artmaktadır. Bu bağlantının kurulmasında genetik faktörler kadar ebeveynlerin kötü anlamda modellenmesi de etkili olmaktadır. 

Tedavisi

Psikodinamik tedaviler kişilerin bastırılmış duygu ve ihtiyaçlarını keşfetmeleri ve onları daha uygun şekillerde ifade etmeleri üzerine çalışmaktadır. Bilişsel terapi ise bu kişilerin kendi kendilerine idare edemeyecekleri ve diğerlerine ihtiyaç duydukları konusundaki varsayımlarını değiştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu kişilerin amaçlarını formüle etmeleri ve geleceğe dair diğerlerinin ilgisine ihtiyaç duymadan planlar yapabilmeleri hedeflenir. Terapistler bu danışanların hayatı dramatik değerlendirmelerini zorlayıp onlara yeni değerlendirmeler kazandırmayı ilke edinir. Ancak bu terapilerin hangilerinin daha etkili olduğuna dair deneysel kanıtlar yeterli derecede bulunmamaktadır. 

 

Kaynaklar

Lelord, F., & Andre, C. (2018). “Zor Kişilikler”le Yaşamak, 26th edt., İstanbul: İletişim Yayınları

https://www.bridgestorecovery.com/personality-disorders/histrionic-personality-disorder/