Davranışçı Kurama Göre Kaygının Oluşumu

davranışçı-kurama-göre-kaygının-oluşumu

Kaygı, çevresel uyaranlara karşı oluşan şartlı bir yanıt olarak değerlendirildiğinde,öğrenilmiş bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, balığa alerjisi olan bir kişi düşünelim. Bir deniz ürünü yedikten sonra başka bir sebepten dâhi de olsa kendini hasta hissedebilir ve rahatsızlanabilir. Ardından aynı deniz ürünü ile karşılaşmak o kişinin rahatsızlığını tekrar tetikleyebilir. Birkaç zaman sonra kaygı arttığında kişi kaygısını bütün deniz mahsüllerine genelleyebilir ve herhangi bir deniz ürünü yemekten korkar hale gelebilir. Daha sonra kaygı düzeyi giderek artar ve kişinin yaşam alanını kısıtlamaya başlar. Kişi sadece evde kendi hazırladığı yemekleri yemeye başlar ve dışarıdan herhangi bir yiyeceği yemekten korkar.

Bilişsel modele göre duyguların nedeni olaylar değil, olayları nasıl ve ne biçimde yorumladığımızdır. Öğrenme yolu  ile belirli olay ve durumları tehlike beklentisi ile birlikte değerlendirebiliriz. Bu öğrenme gözlem, bilgilendirme veya koşullanma gibi birçok yolla meydana gelebilir. Özetle, bilişsel modele göre kaygının oluşumunda iki ayrı düşünce bozukluğu vardır: Olumsuz düşünce biçimi  ve işlevsel olmayan varsayımlar.

Erken çocukluk dönemlerinde zihnimizde şemalar oluşturulur ve bu şemalar herhangi bir olay tarafından aktive olduklarında, o an yaşanılan durumdan beslenirler. Olumsuz şemalar köklerini yaşamın erken dönemlerinden aldığı için oldukça güçlü bir etkiye sahiptirler. Olumsuz şemalara sahip kişiler, yaşam olaylarında tehlike algısını gerçekçi olmayan, orantısız bir düzeyde yorumlayıp kaygı yaşarlar. Tedavide  danışana yüzleştirme tekniği ile birlikte bilişsel yeniden yapılandırma yöntemleri uygulanır. Burada amaç bilişsel çarpıtmaları değiştirerek duygu ve davranışlarımızı iyileştirmektir.