Çocuklarda Kaygı

Birçok anne baba çocuklarının yaşadığı kaygı konusunda neler yapacakları konusunda çaresiz kalmaktadır. Bu yazımızda çocuklarda kaygıyı nasıl anlarız ve çocuklarda neler kaygı yaratır sorularının cevaplarını bulmaya çalışacağız.

Kaygılı çocuk, tehlikelere fazlaca odaklanan düşüncelere sahiptir. Kendisinin ve sevdiklerinin hastalanması, yaralanması, birilerinin kendisiyle dalga geçmesi, hata yapmak vb. konularıyla ilgili endişeli düşüncelerle boğuşurlar.

Çocuklar kaygıyı bedenlerinde yaşarlar. Kaygı esnasında bedenleri daha fazla uyarılır ve tetikte olur. Beyinde savaş ya da kaç tepkisi harekete geçtiği için bir dizi bedensel semptom ortaya çıkar. Çocuklarda kaygı esnasında hızlı kalp atışı, hızlı soluk alıp verme, mide ağrısı, baş ağrısı, terleme, titreme, kusma, ishal gibi birçok semptom ortaya çıkar. Çocuklarda kaygı aynı zamanda çocuğun yerinde duramaması ve devamlı hareket etme ihtiyacı hissetmesiyle de kendini gösterebilir. Bazı çocuklarda kaygı ise, kaygı anında hareketsiz kalma, bir nesneye ya da bir kişiye sarılma ihtiyacıyla ortaya çıkabilir.

Çocuklarda kaygıyı, her bir çocukta farklı şekilde görebiliriz. Bazı çocuklar hayatın geneline yaygınlaşmış bir şekilde çok fazla alanda kaygı hissederken bazı çocuklar sadece sosyal ortamlarda kaygı hissediyor olabilirler. Bazı çocuklarda kaygı sürekli zihinde dönüp duran takıntılı düşüncelerle otaya çıkabilir. Bu tür durumlar yaşayan çocuklarda kaygı, kirlenmek, mikrop kapmak, hasta olmak, bedenin yara alması gibi konular üzerinden kendini gösterir ve çocuk bu tür durumlardan kaçınmak için bazı zorlantılı davranışları gerçekleştirmeden duramıyor olabilir.

Peki çocuklarda kaygıya neden olan faktörler nelerdir diye soracak olursak, ilk neden olarak kalıtımsal faktörlerden bahsedilebilir. Eğer ailede kaygıya genetik olarak yatkın bireyler varsa, bu durumda çocuğun da kalıtımsal olarak kaygıya yatkın olma olasılığının yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer faktör olarak ise kaygı verici durumlar karşısında ebeveynlerin verdiği tepkiden söz edilebilir. Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren anne babasını izleyerek onların davranışlarını model alır. Kaygı verici durumlar karşısında fazlaca paniğe kapılan ebeveynler çocuklarda da kaygı verici durumlar yaşadıklarında panik duygusunun ortaya çıkmasına neden olur. Ayrıca kaygılı anne babalar çocuklarına karşı fazla korumacı davranışlar sergileyerek, çocuklarda kaygıyı besleyebilirler. Anne babası kendisine karşı aşırı hassas olan çocuklar dış dünyada sürekli korunmaları gereken tehlikelerin varlığına karşı daha fazla tetikte olurlar. Bazen de çocuklarda stres verici yaşam olayları kaygıyı dönemsel olarak arttırabilmektedir. Bir hayvanın saldırısına uğrayan bir çocuk bir süre o hayvana yaklaşmaktan kaygı duyabilir ya da bir araba kazası yaşayan bir çocuk arabayla yolculuk yapmakla ilgili kaygı duyabilir. Bu tür durumlar geçici olabilmekle beraber çocuklarda kaygının nasıl ele alındığı, kaygıyla baş etmek konusunda çocuğa nasıl yardımcı olunduğuyla paralel olarak bir süre çocuğun dünyasını meşgul edebilir.

Çocuklarda kaygıya ilişkin ipuçlarını fark ettikten sonra, bu durumun ne zaman bir sorun olarak ele alınması gerektiği ile ilgili bir değerlendirme yapmak yerinde olacaktır. Kaygı, diğer tüm duygular gibi normal bir duygudur, anormal kaygı diye bir şey yoktur. Çocuklarda kaygı belirtileri ortaya çıkmaya başladıktan sonra dikkat edilmesi gereken kısım, bu kaygının aşırıya kaçıp kaçmadığı olmalıdır. Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise, çocuklardaki kaygının çocuğun günlük yaşam işleyişini bozup bozmadığını ve çocuklarda bu kaygının ne kadar rahatsızlık yarattığını değerlendirmektir. Eğer çocuklardaki kaygı, geçmişte rahatlıkla yapabildiği bazı davranışlar ve aktivitelerden uzak durmasına yol açıyorsa ya da çocuk kaygısıyla ilgili rahatsızlık hislerinden bahsediyorsa, bu konuda profesyonel bir yardım almak oldukça önem taşımaktadır.