Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

borderline-kisilik bozuklugu

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline yani sınırda kişilik bozukluğu değişken duygular, ruh halleri ve ilişkiler ile karakterize bir kişilik bozukluğudur. Bu bozukluğun genel özellikleri duygu düzenlemede güçlükler, kendilik değerine dair olumsuz algı, stabil olmayan hayat, dürtüsel davranışlar, aşırı duygusal tepkiler ve kendine zarar verici davranışlardır. Toplam nüfusun %1.6’sında görülmektedir. Borderline tanısı alan kişilerin %75’i kadınken, erkeklerin oranı %25’tedir. Ancak bu cinsiyetlerdeki farkın gerçek oranları mı yansıttığı yoksa kadınların terapiye daha kolay gelmesinden veya kadınların kendini daha iyi ifade etmesinden mi kaynaklandığı tartışma konusudur.  

DSM-V Kriterleri 

  • Gerçekçi veya hayali bir terk edilmeden kaçınmak için aşırı çaba göstermek, tek başına kalmaya tahammül edememek 
  • Diğerleri ile idealize etme ve devalüe etme arasında gidip gelen stabil olmayan ilişkiler kurma 
  • Kimlik karmaşası yaşama, kendiliğine dair stabil olmayan benlik algısı 
  • Kendine zarar verme potansiyeli olan en az iki alanda dürtüsel davranma (seks, para harcama, madde kullanımı, düşüncesizce araba kullanma, tıkınırcasına yeme gibi) 
  • Tekrarlayan intihar tehditleri veya kendini kesme davranışları 
  • Değişken ruh hali 
  • Kronik bir boşluk duygusu 
  • Sık sık uygun olmayan yoğun öfke gösterimi 
  • Stres ile ilgili paranoyalar duymak veya ciddi dissosiyatif semptomlar göstermek 

Kişilerarası İlişkiler 

Borderline bozukluğa sahip kişilerde aşırı boyutlarda bir terk edilme korkusu vardır. Bu sebeple diğerlerine çok sıkı şekilde bağlanırlar, ancak karşıdaki kişinin terk etmeyeceğinden emin olduklarında da geri çekilirler. Diğer kişilerin ufak tepkilerini dahi reddedilme ya da sevilmeme olarak yorumlayabilirler. Bu durum da onlarda öfkeye ve üzüntüye yol açar. Diğerleri ile ilişkilerinde stabil ve güvenli bağlar kuramazlar. Karşısındakini ya yererler ya da idealize ederler ancak bu siyah-beyaz geçişler kimi zaman çok küçük nedenlerden dahi kaynaklanabilir. Bu bozukluğa sahip kişiler zorlu durumlarla karşılaştıklarında diğerlerinin yardımına gereksinim duyarlar ancak bunu özgüvenli bir şekilde isteyemezler; bu istekleri ya manipülatif ya da dolaylı olan yollardan isterler. Diğerleri tarafından reddedildiklerini hissettiklerinde kendilerini cezalandırıcı ve zarar verici davranışlar sergilerler.  

Komorbid & Ayırıcı Tanı 

Borderline kişilik bozukluğuna sahip birçok kişi en az bir kişilik bozukluğu tanısı daha almaktadır. En sık birlikte görülen hastalıklar paranoid, narsistik, şizotipal ve histeriktir. Bu kişilerde madde kullanım bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, özgül fobiler, agorafobi, somatik bozukluklar da sıklıkla görülür. Bu hastalarda intihar riski yüksektir.  

Etiyoloji 

Psikoanalitik bakış açısına göre bu kişilerde kendileri ve diğerlerine dair algı gerçekçi bir şekilde gelişmemiştir. Bu kişilerin ebeveynleri onları kendilerine bağımlı yetiştirmiş olabilir. Ne zaman bağımsızlık ve ayrılma denemeleri yapsalar, ebeveynleri tarafından cezalandırılmış olabilirler. Bu sebeple bu kişiler diğerlerinin görüşlerine aşırı önem verirler ve terk edilmeye aşırı reaksiyon gösterirler. Bu kişilerde ayrışma tam olarak gerçekleşmemiştir. Ne kendi iyi ve kötü yanlarına dair ne de diğerlerinin pozitif ve negatif özelliklerine dair bir bütün bakabilme kapasitesi de yoktur. Bu sebeple biri ya tamamen iyi ya da tamamen kötü görülebilir.  

Araştırmalar bu kişilerin genellikle çocukluk dönemlerinde ebeveynleri tarafından ya istismar (fiziksel veya cinsel) ya da ihmal deneyimlemiş olduğunu göstermektedir. Bu kişilerin ebeveynlerinde de genellikle birtakım patolojiler vardır.

Duygusal dengesizlik veya dürtüsel davranım biyolojik faktörlerden de kaynaklanıyor olabilir. İkizlerle yapılmış çalışmalar, genetik temellerinin de olduğunu göstermektedir. Borderline bozukluğa sahip bir ebeveyne sahip olmak, riski ciddi oranda arttırmaktadır. FMRI çalışmalarında, borderline bozukluğa sahip kişilerde duygu durum bozuklukları ve kaygı bozukluklarında olduğu gibi yüz ifadelerine dair fotoğraflar gösterildiğinde amigdalanın aşırı aktive olduğu görülmüştür. Bu da bu kişilerin ruh hallerinin düzenlenmesi konusunda yaşadıkları zorluğu açıklamaktadır. Aynı zamanda dürtüsel davranışlar serotonin eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Aşağıda genetik, biyolojik ve sosyal faktörler birleştiren bir model yer almaktadır:

Tedavisi 

Borderline bozukluğa sahip kişilere yardım ederken terapinin amaçlarından biri danışanın işlevsiz temel inançlarını hedef almak ve onları değiştirerek, gerçekçi ve pozitif bir kendilik imajı geliştirmelerini sağlamaktır. Aynı zamanda bu kişilere problemlerle karşılaştıklarında başkalarına güvenmek yerine yararlı başa çıkma stratejileri öğretmek, duygularını düzenlemelerine yardımcı olmak ve ikili düşünme şekillerini düzeltmek terapinin diğer amaçlarıdır. Terapist seanslar esnasında kişinin siyah-beyaz algısını fark etmesine yardımcı olmayı ve bunun yerine ortak, bütünleşmiş bir algı geliştirmesini sağlamayı hedefler. Kişilerarası ilişkilerde yoğun sorunlar yaşandığı için bunların değişimini amaçlamak ve danışana kendi istek ve arzularını etkili ve verimli şekilde nasıl ifade edeceğini öğretmek terapistin diğer görevleridir. Bu kişilerde bilişsel davranışçı yaklaşımın yeni ekolleri olan şema terapi ve diyalektik davranışçı terapi de oldukça işe yaramaktadır. 

Bu kişilerde antidepresanlar ve kaygı bozuklukları için verilen sakinleştirici ilaçlar bir miktar işe yaramaktadır. Kişilerin kaygılı ve depresif semptomları azalmakta, intihar riskleri düşmektedir. Aynı zamanda dürtüsel davranışları da serotonin alımı arttığında yok olma eğilimine girmektedir. Kimi zaman ise ciddi vakalarda, özellikle de psikoz belirtileri mevcutsa antipsikotik ilaçlar kullanılabilir.