Bilişsel Davranışçı Terapi ve Diğer Terapiler

Bilişsel Davranışçı Terapi ve Diğer Terapiler

Kognitif ve davranışçı terapiler derneğinin sitesinde Dünya Sağlık Örgütü´nün “Psikiyatri Alanında Uygulanan Tedaviler” konusunda düzenlediği bir konferansta tedavi yaklaşımlarını değerlendirirken aşağıdaki ölçütlere odaklandığı belirtilmiştir: 

  1. Etkinlik
  • Semptomlarda düzelme 
  • İş ve sosyal yaşamda performansın artışı 
  • Hastanın ve ailesinin yaşam kalitesinde iyileşme 
  1. Güvenlik
  2. Yan etkiler
  3. Etik ilkelere uygunluğu
  4. Alternatif tedavilere üstünlükleri (deneysellik)
  5. Uygulanabilirlik (tedavinin farklı terapistler tarafından anlaşılabilirlik ve kullanılabilirliği)
  6. Kötüye kullanım olasılığı (ilaç tedavilerinde olduğu gibi)

Bu ölçütler bir arada alındığında, bilişsel-davranışçı terapilerin diğer psikoterapi yaklaşımlarına göre daha ileri bir durumda olduğunu belirtmek mümkündür. 

Bilişsel davranışçı terapinin kurucusu Aaron Beck kitabında psikoterapilerin değerlendirilmesi için bazı temel kriterler olduğunu belirtmiştir. Bunlardan ilki psikoterapötik prosedürün iyi tanımlanmasıdır. İkinci olarak, tedavinin genel ilkeleri belirli olmalıdır böylece benzer teknikleri yakın problemleri olan hastalarda bu yöntemleri diğer terapistlerin de kullanması kolay olur. Üçüncü olarak, terapinin önemini belirten ilkelerin geçerliliğini desteklemek için deneysel kanıtlar mevcut olmalıdır. Yani, çocuklukta olan ‘travmatik’ bir olaydan kurtulmak için gelen bir danışanla terapide bu olayın gerçekliği, travmatik olup olmaması ve şu anda danışan üzerinde etkilerinin bulunup bulunmaması önemli olmaktadır. Son olarak, tedavinin verimliliği deneylerle desteklenmelidir.  

Beck’e göre bu dört standart açısından bakıldığında popüler terapilerin birçoğunun deneysel ve teorik temellerinin zayıf olduğu görülmektedir. Ve bu yaklaşımlar psikoterapi sisteminin ihtiyaçlarını karşılayacak gelişime sahip değildir. Bu kriterleri karşılama açısından bakıldığında bilişsel terapi, davranışçı terapi ve psikanaliz öne çıkmaktadır.  

Psikanaliz İle Karşılaştırma 

Beck’e göre iki terapinin benzerlikleri ve farklılıkları mevcuttur. Her iki terapide de hastanın duygu, düşünce ve isteklerini gözlemleyip kaydetmesi istenir bu anlamda ikisi de iç gözlem terapisidir. Ayrıca her iki terapi de hastada kişiliği yeniden organize etmeyi ve bu şekilde hastanın güçlüklerle başa çıkmasını arttırmayı, kendi ihtiyaç ve dürtüleriyle barışmasını hedeflemektedir. Aynı zamanda, iki terapi de zihinde oluşan problemlere bağlı olarak çalışmaktadır.  

Farklılıklarına bakıldığında ise; öncelikle bilişsel terapi psikanalizin aksine bilinçte olan tecrübelerden neler elde edilebileceğine bakmaktadır. Hastanın düşüncelerindeki gizli anlamlarla uğraşmaz. Bu bilişsel terapi için temel bir avantaj sağlamaktadır o da terapistin müdahalelerinin hasta tarafından hemen anlaşılabilmesi ve uyum sağlanabilmesidir. Terapist ve hasta aktif şekilde çalışmakta ve hasta yorumları test edebilmekte, düzeltebilmekte ya da reddedebilmektedir. İkinci olarak, bilişsel terapide verilerin toplanılması ve kullanılması çok zaman gerektirmemekte, genellikle 10 ila 20 seans aralığında sürmektedir. Üçüncü olarak, bilişsel terapi araştırılabilmekte ve deneylerle etkinliği kanıtlanabilmektedir. Beck’in son olarak değindiği bilişsel terapinin çok daha kolay öğretilebilir olmasıdır. Birçok kavram kolay ve ayırt edilebilir olduğu için terapi eğitimini yeni alan biri için kolay özümsenebilir.

Kaynaklar 

Beck, A.T. (2015), Bilişsel Terapi ve Duygusal Bozukluklar, Litera Yayıncılık, 3.Baskı 

https://kdtd.org.tr/uygulamalar-ve-etik-ilkeler/