Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi ile Bilişsel Davranışçı Terapi Farkları Nelerdir?

Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi ile Bilişsel Davranışçı Terapi Farkları Nelerdir?
  • ADDT çoğu kez yönlendirici, ikna edici ve yüzleştiricidir; ayrıca terapistin öğretici (öğretmenlik) rolü üzerinde durur. Bilişsel terapi ise, danışanların kişisel konulardaki fikirlerini öğrenmek ve kendi sonuçlarına varmalarını sağlamak için onlara açık uçlu sorular sorarak Sokratik diyalogdan yararlanır ve eğitmen gibi davranmaz. Yani Bilişsel terapi, ADDT’nin aksine terapistin öğretmedeki rolünü vurgulamaktan çok danışanın kendini keşfetmedeki rolüne ağırlık verir.
  • ADDT, terapisti daha çok bir öğretmen olarak görür ve danışanlarla sıcak, yumuşak samimi bir kişisel ilişki kurulması gerektiğini düşünmez. ADDT terapisti doğrudan nötr ve daha fazla otoriter bir role bürünmüştür. Bilişsel terapi ise, aksine, terapötik ilişkinin niteliğinin bilişsel terapi uygulaması için son derece önemli olduğunu vurgular. Yani bilişsel terapide terapötik ilişkinin önemi ADDT’ye göre belirgin bir şekilde çok daha önemlidir; danışanlar ile birlikte işbirliği kurulması gerektiği kritik önem taşımaktadır.
  • Bilişsel terapi genel olarak ADDT’den daha çok yapılandırılmıştır ve danışanların kendileriyle ilgili keşiflerine daha fazla önem verir.
  • Bilişsel terapist danışanlarıyla yansıtma sorgulaması süreciyle onların bileşenlerinin geçerliliğini test etme konusunda işbirliği yapmaya çalışır. Terapötik değişim danışanların irrasyonel inançlarıyla yüzleşmelerinin sonucunda olur.
  • ADDT de akılcı inançlar ile akılcı olmayan inançlar vardır. Bilişsel terapide temel ve ara inançlar vardır. Ayrıca otomatik düşünceler ve bilişsel çarpıtmalar vardır.
  • Akılcı tartışma süreci aracılığıyla ADDT terapisti danışanları bazı inançlarının mantık dışı ve işlevsiz olduğuna ikna etmeye çalışırken, bilişsel terapi, danışanlara mantık dışı düşündüklerini söylemenin zararlı olacağını çünkü birçok danışanın her şeyi olduğu gibi gördüklerine inandıklarını vurgulayarak ADDT’nin mantık dışı inançlar kavramını bunun dışında tutar. Bilişsel terapistler işlevsel olmayan inançları mantık dışı oldukları için değil, normal bilişsel işlem sürecine müdahale ettikleri için problemli olarak görürler. Beck, mantık dışı inançlar yerine, bazı fikirlerin aşırı kesin, geniş ve sıra dışı olduğunu savunur. Ona göre, insanlar kurallarla yaşarlar; bir takım gerçek dışı kurallarla etiketleme, yorumlama ve değerlendirme yaptıklarında veya kuralları uygunsuzca ya da aşırı kullandıklarında sıkıntıya düşerler.
  • ADDT kuramı, insan doğasına belli oranda nötr olarak bakar. ADDT kuramına göre insanın özü ne kötüdür ne de iyidir; fakat ikisini de göstermeye eğilimlidir. ADDT’ye göre insanlar biyolojik olarak hem akılcı (mantıklı) olmaya ve kendini gerçekleştirmeye hem de akılcı olmamaya (mantık dışı) ve kendine zarar vermeye programlanmıştır. Bilişsel terapi insan doğasına genel olarak nötr bakmaktadır. İnsanı evrimsel bir bakış açısıyla ele alarak, insanı çevreye uyum sağlayan organizmalar olarak kabul eder. İnsan davranışları temelde 2 evrimsel amaca dayanır: hayatta kalma ve üreme. Bilişsel süreçler, çevreye daha fazla uyum sağlamak ve böylece varlığımızı sürdürmek için evrim geçirmiştir.
  • ADDT, danışanların terapiden önce uzun ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine karşıdır. Terapistin ilk işi tanı koymak olmadığı, öğretmeye dayalı bir ilişki kurmak olduğu savunulur. Bilişsel terapi ise seanslara geçmeden evvel formel değerlendirmeyi yaparak tanı koymayı amaçlar. Giriş seansı danışmaya başlamadan önce, bir değerlendirme yapmak için kullanılır. Başlangıç değerlendirmesi (giriş seansı), genelde formel bir DSM-V tanısının yapılması demektir.
  • Teknikler açısından şöyle bir ayrım kısmen edilebilir: ABC kuramı ADDT yaklaşımının bir parçası olarak anılır. Bilişsel terapi ise Sokratik sorgulama, güdümlü keşif ve aşağı doğru ok teknikleri ile daha tanınır.

Kaynak

Corey, G. (2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları. Ankara: Mentis Yayıncılık